Selamun aleyküm. Yeni bir şehir yeni bir eve taşındık. Bunun düşüncesi bile benim için ne kadar zor olsa da taşınmaya yakın Rabbim o şehirden ve evden soğuttu. Böylelikle elhamdulillah bu fikir ve hayal güzelleşti. Rabbim herşeyi en iyi bilendir. İstediğimiz şeyleri hayırla diye başlayarak dualarımıza katmanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu öğrendim. Ve istemenin yanında o yolda çabalamak da gerekiyor.
Rabbimiz bir eylem, hareket, aksiyon istiyor. Necip Fazıl’ın iman ve aksiyon kitabında iman ve aksiyonun aslında hep yan yana gelmesi gerektiğinden bahseder. Bu kitabı okurken aklıma hep şu geldi.
Efendimiz (sav) , sahabi efendilerimiz hiç yerlerinde durmamışlar. Bunun en güzel örneklerinden birisi de bizim topraklarımızda İstanbul’umuzda olan Eyüp el Ensari hz. 80 küsür yaşında İstanbul’a onu getiren neydi? İçindeki o yerinde durdurmayan güç neydi gerçekten?
Neden onların içindeki güç yerinde durmamayı söylüyor da bizim içimizdeki güç yerimizde durmayı söylüyor? Bu işte bir yanlışlık var sanki
Milletçe yerimizde durmaya alışmışız. Daha doğrusu rahata alışmışız. Halbuki tebdili mekanda ferahlık vardır demişler.
Bizde o içimizdeki gücü doğru yönlendirebilirsek bence herkes hayatında bir şekilde yeni bir sayfa açabilir.